SON DAKİKA

Haberertesi

CHP: SAĞLIK SİSTEMİ HASTA EDİYOR

CHP: SAĞLIK SİSTEMİ HASTA EDİYOR
Bu haber 10 Nisan 2016 - 12:00 'de eklendi ve 243 views kez görüntülendi.

CHP Sağlık Sistemi, Hastaneler ile Hasta ve Engelli Haklarını İnceleme ve İzleme Komisyonu Başkanı Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir, Komisyon üyeleri Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara, Ankara Milletvekili Dr. Murat Emir, Bursa Milletvekilleri Dr. Ceyhun İrgil ve Ecz. Erkan Aydın ve Kayseri Milletvekili Dr. Çetin Arık TBMM’de Basın Toplantısı düzenlediler.
“AKP’NİN SAĞLIK SİSTEMİ TOPLUMU İYİLEŞTİRMEK YERİNE HASTA ETMİŞTİR”
7 Nisan 1948 yılında Dünya Sağlık Örgütü Anayasası yürürlüğe girdi. Bu nedenle 7 Nisan Dünya Sağlık Günü, 7-18 Nisan Dünya Sağlık Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu senenin ana konusu Diyabet.
2012 yılında, diyabet tüm dünyada1.5 milyon ölüme neden oldu ve bu ölümlerin %80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelere ait idi. 2030 yılında ise diyabetin tüm dünyada ölüm nedenlerinden 7. sıraya geleceği öngörülmektedir.
Geçtiğimiz haftada kanser haftası idi. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Dairesi verilerine göre, Dünya genelinde yılda 14 milyon kişiye kanser teşhisi konulmaktadır. 8 milyon kişi kansere bağlı nedenlerle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise her yıl 175 bin kişiye, her 100 bin erkeğin 267’sine ve her 100 bin kadının 187’sine kanser teşhisi konulmaktadır. Ortalama 75 bin kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

AKP’nin Sağlık Politikaları Hasta Bir Toplum Yarattı
2002 yılından bu yana;
- Hastaneye başvuru sayısı 3 kat,
- Acile başvuran hasta sayısı 10 kat,
- Ameliyat sayısı ise 5 kat artmıştır.
79 milyon nüfusu bulunan ülkemizde,
- 2002 yılında 209 milyon olan hastaneye başvuru sayısı 2014 yılında 644 milyona,
- 2002 yılında 2 milyon olan ameliyat sayısı, 2014 yılında 14 milyona,
- Acil servise başvuran kişi sayısı 10 milyondan 100 milyona çıkmıştır.

Bu rakamlar ışığında; senede 3 kere hekime giden vatandaşlarımız artık günde ortalama olarak 8, hatta 8’den fazla kez hekime gitmektedir.
Kamu hastanelerine başvuru sayısının artmasına paralel olarak, sağlıktaki özelleştirmenin bir sonucu olarak özel hastanelere de başvuru sayısı 12 senede 13 kat artmıştır.
Böylesi bir ortamda bir hekim günde ortalama 100-150 hastaya bakmak zorunda kalmaktadır.
Sağlıkta Memnuniyetsizlik Arttı
Sağlık sisteminden memnun olmayanların oranı 2012’de yüzde 12,2 iken, 2014’de yüzde 17’ye çıkmıştır.

Randevu Sistemi Ranta Çevrilmiştir
Hastanelere erişim açısından sorunlar randevu almak için telefon edildiğinde başlamaktadır. Randevu almak için 182 Randevu Hattını arayan vatandaşlarımız en az 5 lira ödemek zorunda bırakılmaktadır. Randevu alabilseler de alamasalar da bu ücreti ödemek zorunda kalmaktadırlar.
Randevu hattının ücretli olması ve hastaların telefonla randevu sistemine mecbur bırakılması, hastaların en çok şikâyet ettiği önemli konulardan birisidir.

Katkı Payı Sağlıkta Niteliği Düşürüyor
Bunun yanında sağlık hizmetlerinde 14 kalemde alınan katkı payı, sağlık hizmetine herkesin eşit koşullarda ulaşamaması sağlıkta niteliğinin düşmesine neden olmuştur.
Bunun yanında sağlık ve sosyal güvenlik hizmetleri için ödenen primlerle beraber vatandaşın cepten ödeme yapması, devlet-toplum ilişkisinin geldiği durumun vahametini de gözler önüne sermektedir.
Sağlık Bakanının da 2015 yılında yaptığı “sağlıkta ilave alınan katkı payını kaldırma imkânı var ama gereği yok” açıklaması sağlığın her geçen paralı hizmet haline bilinçli olarak getirildiğinin açık bir ifadesidir.

Sağlık Harcamaları Cepten Yapılıyor
TÜİK 2014 yılı Sağlık Harcamaları Araştırmasına göre, cepten sağlık harcamasının toplam sağlık harcaması içindeki payı, 2013 yılında %16,8 iken, 2014 yılında bu oran %17,8’e yükselmiştir.
2016 yılında cepten yapılan harcamaların %20’lere ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Sağlıkta Dönüşüm Hastane Hastası Bir Toplum Yarattı
Hastanelerde hasta kuyrukları uzarken, muayene süreleri performans sistemi nedeniyle kısalmaktadır.
Bu durum vatandaşı özel sağlık kuruluşlarına mecbur bırakmaktadır.
Özel sağlık kuruluşlarından alınan fark ücretleri de %200’ü bulmaktadır. Sağlıkta dönüşüm programı hekime güvenmek yerine, aynı şikâyet için doktor doktor dolaşan hastane hastası bir toplum ortaya çıkarmıştır.
AKP’nin sağlıkta dönüşüm politikası ile doktora ve sağlık kuruluşuna erişimin kolaylaştığı söylemi, nitelikli sağlık hizmetine ulaşımın zorlaşmasından kaynaklı çökmüştür.

İlaç Kullanımı Arttı
Sağlık Bakanlığı Verilerine göre Türkiye’de 2014 yılında 1 milyar 969 milyon kutu olan ilaç tüketimi, 2015 yılında 2 milyar 46 milyona yükselmiştir. Kişi başına ilaç tüketimi neredeyse 26 kutuyu bulmaktadır.
Türkiye kişi başı ilaç harcaması bakamından 34 OECD ülkesi arasında son sıradadır. OECD ortalaması 527 dolar Türkiye için bu rakam 140 dolar civarındadır.
Toplam reçete içerisinde antibiyotikler önemli bir yer tutmaktadır.
OECD 2015 Sağlık Raporuna göre, Türkiye her bin kişi için günlük antibiyotik kullanımında ülkemiz binde 42,2’lik antibiyotik kullanımı ile dünyada birinci sırada. Antibiyotiklerin basit hastalıklara karşı etkisiz kaldığı ülkeler arasında ise ilk 3’te yer almaktadır.

Türkiye Sağlığa En Az Para Ayıran Ülke
Türkiye’de sağlık için GSYH’nın %6,1’i kadar harcama yapılabiliyor.
Devletin sağlık için yaptığı harcama GSYH’nın %4,4’ü.
Vatandaşların yaptığı harcama ise %1,6’sına denk geliyor.

Kişi Başına Sağlık Harcamaları
Türkiye’de kişi başına 984 Dolar sağlık harcaması yapılırken, OECD ülkelerinden ABD’de 8745 Dolar, Kanada’da 4602 Dolar, Yeni Zelanda’da 3172 Dolardır.
Sağlık harcamalarının %15,4’ünü vatandaşlar kendi ceplerinden karşılıyor.

Her 1000 kişiye sadece 2,5 hastane yatağı düşüyor
Dünya genelinde her on bin kişiye 30 hastane yatağı düşerken, Avrupa ülkelerinde ise bu rakam 60 yatağa kadar çıkıyor.
Türkiye’de ise her on bin kişiye 26,5 hastane yatağı düşmektedir. Türkiye batı ülkeleri içerisinde hastane yatağı açısından en alt sıralarda.

Türkiye Hekim Sayısında Avrupa’nın Çok gerisinde
Türkiye’de 175 olan 100 bin kişiye düşen toplam hekim sayısı AB ülkelerinde 325’i, Avrupa ülkelerinde ise ortalama 331’i buluyor.
Türkiye’de hekim sayısının AB ortalamalarına ulaşabilmesi için yaklaşık olarak 110 bin hekime ihtiyacı bulunmaktadır.
Sağlık Bakanlığının kendi verilerine göre Türkiye’de 50 olan 100 bin kişiye düşen pratisyen hekim sayısı, AB ülkelerinde 87’ye kadar çıkıyor.

Türkiye Bebek Ölümlerinde Üst Sıralarda
Maalesef OECD verilerine göre Türkiye her 1000 canlı doğum başına 7,4 bebek ölümü ile bebek ölümlerinde de OECD ülkelerine fark atmış bulunmaktadır.

Eczacılar Kaderine Terk Edilmiştir
11 yıldan bu yana ilaç fiyatları 572 kez düşmüş, eczane raflarında bedelsiz kamulaştırma yapılmış, artan masraflar karşısında eczacılar kaderine terk edilmiştir.
Bugün eczanelerimizin yüzdesel olarak yarısından fazlası “düşük cirolu eczane” dediğimiz kategoride yer almaktadır ve kapanma riskiyle karşı karşıyadır.
Eczane Ekonomileri Profil Araştırması’na göre eczanelerin % 63,8’i gibi büyük bir çoğunluğunun ekonomik kırılganlığa sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Eczacıların % 54,8’i kredi kullanmakta; kredi kullanan eczacıların % 66’sı ise sürekli olarak kredi almak zorunda kalmaktadır.
Eczacı, eczanesinin ekonomik sürekliliğini sağlayabilmek için borçla yaşamaktadır. Ciro kaybı ile ters orantılı olarak artan eczane giderlerinin eczacı üzerinde yarattığı basınç tahammül edilemez boyutlara ulaşmıştır.
Katkı paylarının eczaneler yoluyla tahsil edilmesi, eczacılarla vatandaşlarımızı karşı karşıya getirmekte, bu da eczacılara yönelik şiddetin artmasına neden olmaktadır.

Sağlık Çalışanlarının Özlük Hakları Daha da Kötüye Gitmektedir
Sağlık alanındaki toplumsal yıkımdan en çok sağlık çalışanları etkilenmiş, hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve mobbing 16 kat artmıştır.
Bunun yanında sağlık çalışanlarının özlük hakları giderek daha da kötüleşmiştir. Sağlık çalışanları iş güvencesi, aşırı iş yükü, sonu gelmeyen nöbetler, yıpranma payının olmaması, emeklilikte sefalet gibi sorunlarla boğuşmaktadır. Her geçen gün artan iş yoğunluğu ve güvensiz bir çalışma ortamında özveri ile çalışan asistan hekimler, yıpranma payı alamayan sağlık çalışanları ve emekli hekimlerin sorunları ise çığ gibi büyümektedir.
9 sağlık ve meslek örgütünün sağlık çalışanları ile yaptığı anketin sonuçları bu anlamda oldukça çarpıcıdır. Ankete göre sağlık çalışanlarının öne çıkan sağlık sorunları şu şekildedir:
“Geleceğim için kaygılıyım, emekli aylıkları çok düşük”
“Dinlenemiyorum, kendimi sürekli yorgun hissediyorum, iş yüküm çok ağır”
“Nitelikli hizmet sunamamaktan dolayı mutsuzum”
“Yıpranıyorum, yıpranma payımı alamıyorum”
“Yöneticiler adaletsiz, baskıcı, kayırmacı”
“Çalışma alanlarımızda iş barışı yok”
“Geçinemiyorum”
“Şiddete uğruyorum, çalışma ortamları güvenliği değil
“Mesleki olarak kendimi yenileyemiyorum, mesleki doyumum yok”
“İş güvencem yok, işten atılma/sürgün tehdidi hissediyorum”
Sağlıklı bir toplum yaratmak için, halkın sağlığı için, sağlık emekçilerinin güvenceli iş talepleri için sağlıkta gerçekleştirilen yıkıma dur denilmelidir.

Sağlıkta Şiddet Artıyor
Sağlık çalışma ortamı, son yıllarda şiddetin en yoğun yaşandığı alanlardan biri haline gelmiştir. Acil servislerde çalışan sağlık personeli üzerinde yapılan çalışmada son 5 yılda sözlü şiddete maruz kalanların oranı %61, fiili şiddete maruz kalan/tanık olanların oranı %16 ve tehdide maruz kalanlarının oranı %23’tür.
Sağlık çalışanlarına ve özellikle hekimlere yönelik artan şiddetin nedenleri arasında; son yıllarda hekim saygınlığına vurulan darbe, Başbakan Erdoğan’ın, Bakanların, yöneticilerin ve yetkililerin her aksaklıkta hekimi hedef gösteren kışkırtıcı açıklamalarının etkisi büyüktür.
Sağlık kuruluşlarının fiziksel yetersizliği, personel eksikliği, işgücü fazlalığı nedeniyle yorgun düşen sağlık çalışanlarındaki iletişim kopukluğu da bu durumu tetiklemektedir.
Sağlık Bakanı, “halkın sağlık hizmetlerinden memnuniyetinin arttığını” her fırsatta dile getirse de doktorlara ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artması bu iddiayı çürütmektedir.
Aralık 2015 tarihine kadar Beyaz Kod uygulaması verilerine göre yaklaşık üç buçuk yılda 12 bin 594ü fiziksel, 25 bin 659u sözel olmak üzere toplam 38 bin 253 şiddet başvurusu alınmıştır.
2012 yılı içerisinde; toplam 5079 şiddet başvurusu, 2013 yılı içerisinde; toplam 10.715 şiddet başvurusu, 2014 yılı içerisinde; toplam 11.174 şiddet başvurusu, 2015 yılı içerisinde; 11.285 şiddet başvurusu kayıt altına alınmış. Görüldüğü üzere, iktidarın sağlık politikaları sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlayabilmekten gittikçe uzaklaşmış ve her yıl sağlıkta yaşanan şiddet artış göstermiştir.

Valilik Kararıyla Hekimler Görevden Alınıyor
Araştırmalara göre, 2010 yılında bin 843’ü uzman bin 794’ü pratisyen doktor olmak üzere toplam 3 bin 637 doktor Sağlık Bakanlığı’ndaki görevinden istifa etti. 2011 yılında ise 2 bin 633 uzman, 2 bin 720’si pratisyen olmak üzere toplam 5 bin 353 doktor istifa etmiştir. Bir yılda doktorların istifasında bin 716’lık bir artış olmuştur.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Fatih Sürenkök ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İşyeri Temsilcisi Mahmut Bakay İzmir Valiliği’nin kararıyla 29.3.2016 tarihinde görevinden uzaklaştırılmıştır.
Karara gerekçe olarak, Dr. Sürenkök’ün 15.12.2015 tarihinde saat 19:00’da Diyarbakır Sur’daki sokağa çıkma yasağına ilişkin İzmir’de yapılan basın açıklamasındaki sözleri ve toplantı sırasında atılan sloganlar gösterilmiştir. Söz konusu konuşmasında Fatih Sürenkök, sokağa çıkma yasakları nedeniyle halkın sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan güçlükleri, hastaların hastanelere ulaşamadığını, orada çalışan hekimlerin ve sağlıkçıların zorluklarını aktarmış ve bunların düzeltilmesini talep etmiştir.

Sağlık Ocakları Karakollara Dönüştürülüyor
Diyarbakır’ın birçok ilçesinde bulunan sağlık ocakları, okul ve yurt gibi kamu hizmeti veren kurumlar karakola dönüştürülüyor. Sur, Bağlar ve Yenişehir merkez ilçelerinde toplamda 11 ilkokul, 2 yurt, 6 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) karakola dönüştürülüyor. Söz konusu kamu kurumlarından bazıları boşaltılıp karakol yapımı için yıkılırken bazıları da gündüz çalışmalarına devam ederek gece karakol olarak kullanılıyor.
DİHA’nın haberine göre; karakollara çevrilen okul, hastane ve yurtların yazılı bir istek olmaksızın sözlü verilen emirlerle karakola çevrildiği öğrenildi.
Sur ve Bağlar ilçelerinde karakol yapılması planlanan ve bir kısmının yıkımına da başlanan kurumların isimleri şöyle:
Bağlar Nükhet Coşkun Caddesi’nde bulunan 2 ve 3 No’lu ASM’nin yıkımı yapıldı. Karakol yapılması için hazırlıklar yapılıyor. Bağlar’daki ASM 10 doktor, 10 hemşire ile 40 bin hastaya hizmet veriyordu. ASM’nin karakola dönüştürülmesi kararıyla birlikte 7 doktor ve 7 hemşire Bağlar Aile Çocuk Sağlığı Merkezi’ne gönderilirken, 3 doktor ve 3 hemşire de Bağlar 2 No’lu ASM’ye gönderildi.
Sur ilçesi Ali Paşa Mahallesi Melikahmet Caddesi’nde bulunan 1 No’lu ASM’nin karakola çevrilmesi kararı çıktığı iddia eiliyor. ASM 4 doktor, 4 hemşire ile 40 bin nüfusa hizmet veriyordu.
Bağlar 5 ve 6 No’lu ASM’lerin yıkılarak karakola dönüştürüleceği belirtildi. Ablukanın devam ettiği Sur’un Yenikapı, Dabanoğlu, Mardinkapı mahallerinde bulanan 3 ASM’nin de ne durumda olduğu bilinmiyor.

AKP Hükümetinin Sağlık Politikaları başarısızdır. Hastane hastası bir toplum yaratmıştır.
Herkesin nitelikli sağlık hizmetine ücretsiz ve eşit bir biçimde ulaşabilmesi dileğiyle tüm vatandaşlarımızın Sağlık Hastasını kutlar, sağlık dolu günler dileriz.

CHP Sağlık, Hastaneler ile Hasta ve Engelli Haklarını İzleme ve İnceleme Komisyonu

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA