SON DAKİKA

Haberertesi

CHP’DE KURULTAY TARİHİ ERTELENDİ

CHP’DE KURULTAY TARİHİ ERTELENDİ
Bu haber 18 Ocak 2022 - 9:28 'de eklendi ve 30 views kez görüntülendi.

ESKİ PM ÜYESİ DURSUN BULUT YAZDI
“KONGRELER NEDEN ERTELENDİ!”

Geçtiğimiz Pazar günü toplanan CHP Parti Meclisi (PM) ilçe ve il kongre takvimlerini ve yazın yapılması gereken 38. Olağan kurultay tarihini bir yıl erteledi.
Haliyle bu kararla birlikte tartışmalar da başladı.
İşte o itiraz sahiplerinden biri de İstanbul siyasetinin deneyimli isimlerinden, eski PM üyesi Dursun Bulut.

Bulut, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi;

CHP Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) önerisiyle Parti Meclisi(PM) kongreleri
bir yıl sonraya erteledi.
Gerekçe:
▪︎Partiyi yeni tartışmalara açmamak,
▪︎Dostlarımızla iktidara yürüyoruz kongre tartışması yapamayız. Şeklinde
sunulan bu gerekçelerden sonra PM karar verdi, 1 yıl kongreler ertelendi.

Gerekçeleri öğrendik. Neredeyse 20 Ay heba edildikten sonra bu gerekçeler sunuluyor. Geldigimiz koşullar ve zamanlama açısından merkez yönetim kendini haklı gösterebilir. Çünkü içinde bulunduğumuz koşullarda herkesin ortak beklentileri var. Oda: Tek kişilik rejimden kurtulmak. Ancak işin gerçeği başkadır. Bu gerçeklerin detaylarına fazla girmeden geleceğe ilişkin her şeye rağmen doğru adımlar atılabilinir.

Partimizi takip edenler bilir. Son kurultay 25 – 26 Temmuz 2020 de yapıldı. Kongreler herhangi bir siyasi parti içinde çok önemlidir. Ancak Sosyal Demokrat Partiler için hayatidir. Çünkü; kongreler de partinin ideolojisi geliştirilir, kadroları, söylemleri yenilenir. Biz bu yenilenmelerin hangisine şahit olduk? 2020 kurultay ve kongreleri pandeminin gölgesinden geçmedi mi? Pandeminin hızı kesildi, öldürücülüğü aşı ile birlikte azaldı. Siyasi partilerin faaliyetlerindeki yasaklardan gevşemeler oldu.Yani Haziran 2021’den itibaren neleri tartıştık? Söylemlerimizden ne gibi değişiklikeri yaptık? Hangi kadroları yeniledik?

Haziran 2021’den itibaren yani yaklaşık
8 Ayımız sessizlik için de geçmedi mi? Ama ülkemizde genel kaygı; önümüzdeki seçimlerin ülkemiz için bir ölüm kalım seçimleri olduğu tespitidir. Genel Merkezimiz de bu kadar ciddi tespitler yapmasina rağmen içtenikle söylersek kadrolarımız çoğaltılamadı ve de yetersiz, ideolojimiz katılımcı bir anlayışla geliştirilemedi, uygulamalarımızla parti içinde yeterli güveni yaratamamışız. Örneğin; örgütlerimiz önünde parti içi demokrasiyi seslendirirken pratiğimizde tersini yaptık.

Tüzüğümüze Kadın kotası koymamıza rağmen Kadın kotasını Miletvekili seçimlerinden, belediye başkanlığı seçimlerinden uygulamadık. Türkiye genelinde 18(%13) kadın ancak seçilebildi. Koca İstanbul’da, Ankara’da bir kadın belediye başkanımız yok. Önseçimi rafa kaldırdık. Partimizin tüzüğünün anti-demokratik maddelerden arındırmadık, proğramımızı günümüz koşullarına uygun yeniden yazamadık. Şimdi kongreleri de erteledik. Söz konusu iyileştirmeleri de yapamayacağız. Peki katılımcılık, çoğulculuk, üyenin, seçmenin iradesini alma anlayışlarımızdan vaz mı geçeceğiz? Hepimiz biliyoruzki, iktidar olmanın yolu sokaktan, kazanmanın yolu üyelerimizin parti söylemlerini içselleştirmesinden ve tüm bunların gerçekleşmesi içinde parti politikalarının oluşmasınında üyelerimizin ve de seçmenlerin görüşlerinin alınmasından geçer. Kongreler ertelendi diye sorumluluğu tek başına genel merkeze yüklemekte istemiyorum. Ancak sorumluluğun büyüğü genel merkezde. Şüphesiz, bu kadar sessiz, cılız, etkisiz, örgütsüz muhalefette üzerine düşenleri yapmamıştır. Parti içi iktidarı ikaz edici, demokratik denetleyici olamamıştır.

Yine partimiz şeffaf olmayı sanki sırlarının ifşası olarak görüyor. Dostlarımızla birlikte yapılanları, üretilenleri örgütlerimiz biliyor mu? Dostlarımızla demokrasi konusunda bir protokolle yola çıkılacaktı, bu protokol partiyi hangi eksende iktidara taşıyacak? Sosyal Demokrat Parti özelliğimiz ile mi, yoksa diğer sağ, liberal partilere benzeyerek mi? Parti bir ailedir. Ailenin çok büyük bölümünün yapılanlardan haberi yoksa nasıl alınan kararlar sahiplenilecek, yanlışlar nasıl düzeltilecek?

Kişi olarak aylardır merkez yönetimin kongre yapmayacağını tahmin edebiliyordum. Çünkü parti içi iktidar halinde memnun, muhalefet ikaz edici, demokratik denetleyici olamadı.
Ancak bir konuda hem önermek hem de uyarmak istiyorum. Kongreleri zamanında başlatmayıp her kademedeki yöneticilerin çoğunuğunun koltuk kaygısıyla kongreler bir yıl ertelendi. Ama önümüzdeki seçimlerde önseçimi uygulamaz olursak yaratacağı olumsuzluklar hepimize fatura ödetir ve örgütlerimizi de bir avuç ikbal peşinde olan kişilere teslim etmiş oluruz.

Önseçime her zaman ürettilen gerekçeyi yani “önseçimler adil olmuyor dolayısıyla doğru sonuçlar vermiyor?” sözlerini kim kullanaıyorsa, kullansın inandırıcı değil.
12 senedir Genel Başkanımız ve çekirdek kadro aynı. Örgütlerimizde idealist ve bilinçli kadrolar az ise, üyelik yapılanmamızdan reform yapılmadıysa, iç işleyişte demokrasi sağlanmadıysa dolayısıyla bu üyelik yapısı sorunlu, o nedenle önseçim yerine atama kararı alıyoruz denilirse, ister istemez insanın aklına, 12 yıldır başka gezegende mi yaşıyorduk, sorusu geliyor insanın aklına. Partinin üyelik yapısı Sayın Baykal ile birlikte bozulduğunu bilmiyormuduk? Haydi diyelimki, kongreler uygun zamanda yapılmadı, partimizin üyelik yapılanmasını reforizme edemedik, demokratik işleyişini kurallara, ilkelere bağlayamadık. Peki katılımcılık, çoğulculuk, şeffaflık anlayışımızdan vaz mı geçeceğiz?

Hâlâ yapılabilecek çok şey var. Mevcut örgüt üyelerimizin tümünü çalışmalara katabiliriz. Birbirimizi dışlamama, kendimize gerekçe üretmeme fırsatı var. Ankara’ya yüzlerce Km uzaklıktaki yerlere aday atamaktan vaz geçersek o şehrin kahrını çekenler en az yöneticiler kadar seçmesini bilirler ve canla başla da kendi iradeleriyle belirledikleri sonuçlara sahip çıkarlar. Yeter ki, bu örgüte, bu üyeye güvenilsin.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA